Monthly Archives: September 2012

Bomboktan

…böyle boktan anakronik gecenin böyle boktan sıkıntısında akla düşen şarkının da böyle boktan kaydı denk gelir adama… Kokusunun yalandan ümitlendirdiği Malboranın tadı da bomboktan… Emphatic hece tekrârı veyâ ablatif ekiyle sıfatlaştırılabilen ismin ablatif ekiyle sıfatlaştırılmışına emphatic hece tekrârı da yaptık … Continue reading

Posted in Üfürüzma | Leave a comment

Likapa

Birâder memleketten Likapa reçeli getirmiş. Üstüne parantez içinde Blueberry ve Mâvi Yemiş diye de yazmışlar. Blueberry’ye eyvallah. İngilizcede, mâlûm, dikende çalıda yetişen her şey rengârenk berry; ama Mâvi Yemiş Karamiş’ten acemîce çakma. Çocukken, uzun kaldığımız demlerde, rahmetli dayımla veyâ arkadaşlarla … Continue reading

Posted in Üfürüzma | Leave a comment

Mock Joyce

Mutfağa gittim, dolabı açtım, kola aldım, bardağa doldurdum, şişeyi kapatıp dolaba koydum, döndüm. Mesele şu ki kola gelmedi benimle. Meğer kendim almam lâzımmış, yoksa gelmezmiş. Nazlı kıymetli şey n’olucak! Bizim zamânımızda böyle miydi? Üfürürdük bi ıslık, kamyonet gelirdi kendi kendine, … Continue reading

Posted in Üfürüzma | Leave a comment

Davul

Hani şu şehir, şehir demem alıştığımızdan, konduramadığımızdan ya… Hani şehir olsa, şehir gibi olsa… 24 saat sâhiden yaşasa, yâni insanlar yaşasa üstünde, çeşit çeşit kuyruksuzmaymun yerine… Ramazan gecelerine mahsus hoşluklar olsa, şimdiki görgüsüzlük ve köylülükler yerine. Davulcular da öyle olsa… … Continue reading

Posted in Üfürüzma | Leave a comment

Khazad-dûm

Dağların içine ve derinliğine kazılmış kayadan şehirlerde görürdüm kendimi, hem de hoş rûyâlardı, öyle kâbus cinsi değil. Herhalde hep kendi içime saklanma hulyâmın aksi olsa gerek. Ne tuhaf ki mizâcım tam tersi, en azından görünürde. Bizim Ejderhâ cinsi için Çinlilerin … Continue reading

Posted in Sententiae Urwendilwa | Leave a comment